Edirne’nin Son Talika Ustası Özcan Abacı: UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi Atölyesini Kaybetmek Üzere
1965 Edirne doğumlu Özcan Abacı, aslında bir sağlık çalışanı. Ancak bugün onu Türkiye genelinde tanınır hale getiren şey, Edirne’ye özgü talika sanatını yaşatan son usta olması. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Uyku Bozuklukları Merkezi’nde uyku teknisyeni olarak görev yapan Abacı, yıllardır minyatür talika üretimiyle Edirne kültür mirasını geleceğe taşımaya çalışıyor.
UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanına layık görülen Özcan Abacı, Türkiye’de Kültür Bakanlığı onaylı olarak talika yapan tek usta olduğunu söylüyor. Ancak Edirne’de sürdürdüğü bu kültürel miras mücadelesi bugün ciddi bir sorunla karşı karşıya: yıllardır çalıştığı atölyesini kaybetme riski.
Her Şey Küçük Bir Gazete Haberiyle Başladı
Özcan Abacı’nın el sanatlarına olan ilgisi çocukluk yıllarına dayanıyor. Babasının demir doğrama atölyesinde çalışarak büyüyen Abacı, ilk kıvılcımın ise 1990 yılında bir gazetede gördüğü gemi maketi haberiyle oluştuğunu anlatıyor.
“Acaba ben de yapabilir miyim?” sorusuyla başlayan süreç, yıllar içinde onu Türkiye’nin son talika ustası haline getirdi.
Bu yeteneğin aileden geldiğini söyleyen Abacı, dedesinin gaz tenekelerinden ve ağaçtan traktör kabini yaptığını anlatarak üretmenin aile kültürü olduğunu vurguluyor.
İlk Eseri Süleyman Demirel’e Hediye Edildi
Özcan Abacı’nın yaptığı ilk önemli çalışma bir tınaz makinası oldu. Bu çalışma kısa sürede dikkat çekti ve dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e hediye edildi.
Abacı, o dönemde fark edilmeseydi bugün hala yalnızca sağlık teknisyeni olarak çalışıyor olabileceğini söylüyor. Ancak başarısının tesadüf olmadığını özellikle vurguluyor:
“Fark edilmek için de daha iyisini yapmak için de çok çabaladım.”
Talika Nedir? Edirne Kültürünün En Özel Simgelerinden Biri
Talika, tamamen Edirne’ye özgü yaylı bir at arabası çeşidi olarak biliniyor. Özcan Abacı’ya göre talikayı özel yapan en önemli detay ise çift makaslı süspansiyon sistemi.
“Hiçbir yerde hem alttan hem üstten basan makaslı arabalar yok” diyen Abacı, bu sistem sayesinde talikanın döneminin en konforlu araçlarından biri olduğunu söylüyor.
Eskiden bağ, bahçe ve bostan işlerinde kullanılan talikalar, aynı zamanda yük taşımacılığında da tercih ediliyordu. Edirne talikalarının bir başka dikkat çekici özelliği ise üzerlerindeki nebati desenler. Roman ustalar tarafından yapılan bu süslemeler, Edirne’nin renkli kültürel kimliğini yansıtıyor.
Özellikle “Edirne kırmızısı” olarak bilinen renk, talika kültürünün simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Bir Talika İçin Yüzlerce Parça Üretiyor
Bir minyatür talikanın tamamlanması yaklaşık bir ay sürüyor. Çünkü talika üretimi yalnızca ahşap işçiliğinden ibaret değil.
Pirinç fenerler, metal aksamlar, tekerlek sistemleri ve bakır parçalar dahil olmak üzere yüzlerce detay tek tek elde hazırlanıyor. Geçmişte farklı ustaların yaptığı işleri bugün tek başına yapmak zorunda kalan Özcan Abacı, yıllar içinde ahşap torna, metal torna ve gümüş kaynağı gibi birçok farklı alanda kendini geliştirdiğini anlatıyor.
Türkiye’nin son talika ustası olarak çalışmanın en zor yanının ise üretim sürecindeki yalnızlık olduğunu söylüyor.
UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi Unvanını Talika Sayesinde Aldı
Özcan Abacı, 2024 yılında UNESCO kapsamında verilen “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanını aldı. Bu unvan, geleneksel kültürü yaşatan ve en az 30 yıllık geçmişe sahip ustalara veriliyor.
Türkiye’de bu ünvana sahip kişi sayısının oldukça sınırlı olduğunu söyleyen Abacı, yaptığı işin tamamen kültürel mirası koruma amacı taşıdığını ifade ediyor.
“Benim yaptıklarım minyatür ama orijinaline sadık. Amaç geçmişi yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak.”
Abacı için en büyük gururlardan biri ise halk ozanı Neşet Ertaş gibi isimlerle aynı listede yer almak.
Edirne’de Değeri Az, Yurt Dışında İlgi Büyük
UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi unvanının Türkiye’de yeterince bilinmediğini düşünen Abacı, özellikle yurt dışında daha fazla ilgi gördüğünü söylüyor.
Bulgaristan’dan gelen akademisyenlerin kendisine devlet desteği alıp almadığını sorduğunu anlatan Abacı, Türkiye’de bu kültürel mirası tamamen kendi imkanlarıyla yaşatmaya çalıştığını ifade ediyor.
“Bizde bir maaş ya da özel destek yok. Bugüne kadar kendi çabamla geldim.”
Bir Aylık Emek Yarım Asgari Ücret Etmiyor
Bir talika yaklaşık bir ayda tamamlanıyor. Ancak tüm bu yoğun emeğin ekonomik karşılığı oldukça düşük.
“Küçücük bir parça için bu kadar fiyat olur mu?” tepkileriyle sık sık karşılaştığını söyleyen Abacı, insanların çoğu zaman işçiliğin büyüklüğünü göremediğini belirtiyor.
Buna rağmen onu ayakta tutan şeyin para değil, manevi değer olduğunu özellikle vurguluyor.
“Aldığım bir teşekkür belgesi bile benim için çok kıymetli.”
170 Talika İçin Ailece Yıllarca Çalıştılar
Kültür Bakanlığı’nın 2007 yılında kendisinden 170 adet talika istemesi, Özcan Abacı’nın hayatındaki en büyük projelerden biri oldu.
Bir talikanın yaklaşık bir ay sürdüğü düşünüldüğünde bu iş neredeyse imkansız görünüyordu. Ancak tüm aile yıllarca birlikte çalıştı.
Eşi dahil herkes üretim sürecine katıldı. Zımpara yapan da oldu, boya yapan da.
170 talika yaklaşık 3 yılda tamamlandı.
Rahmi Koç Müzesi’nde Kendi Eseriyle Karşılaştı
Özcan Abacı’nın anlattığı en ilginç anılardan biri ise Rahmi M. Koç Müzesi ziyaretinde yaşandı.
Çocuklarıyla müzeyi gezerken cam vitrinin içinde kendi yaptığı talikayı gördü. Ancak eserin üzerinde ismi yazmıyordu.
Bir fuarda da benzer bir olay yaşayan Abacı, eserini görünce şaşırdığını ancak insanların gerçekten kendisinin yaptığına inanmakta zorlandığını söylüyor.
“Beni Ben Yapan İnsan Fahri Yücel’dir”
Özcan Abacı’nın hayatındaki en önemli isimlerden biri ise eski Edirne Valisi Fahri Yücel.
Abacı, talika üretme fikrinin de aslında Fahri Yücel’in isteğiyle ortaya çıktığını anlatıyor. Vali Yücel’in kendisine atölye desteği verdiğini ve o dönemde büyük moral sağladığını belirtiyor.
“Beni ben yapan insanlardan biri değil, beni ben yapan insandır.”
Türkiye’nin Son Talika Ustası Çırak Bulamıyor
UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi unvanına rağmen Özcan Abacı’nın en büyük sorunlarından biri çırak bulamamak.
Zaman zaman merak edip gelenlerin olduğunu ancak uzun ve zahmetli süreç karşısında vazgeçtiklerini söylüyor.
Talika üretiminin sabır gerektirdiğini vurgulayan Abacı, maddi beklentiyle gelenlerin bu işi sürdüremediğini ifade ediyor.
Yine de özellikle oğlunun son dönemde bu sanata ilgi göstermesi ona umut veriyor.
“Atölyemi Kaybedersem Bir Kültür Mirası da Yok Olabilir”
Özcan Abacı bugün en büyük mücadeleyi atölyesini kaybetmemek için veriyor.
Edirne sanayisindeki mevcut atölyesinin artık yetersiz olduğunu söyleyen usta, kira sorunları nedeniyle yan atölyeyi bırakmak zorunda kaldığını anlatıyor.
Yeni bir yer bulmanın maliyetini karşılayamayacağını belirten Abacı, devlet memuru maaşıyla hem hayatını hem de talika sanatını ayakta tutmaya çalışıyor.
“Benden sonra kaybolsun istemiyorum” diyen Özcan Abacı’nın en büyük arzusu ise bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması.
Kültür Mirasına Sahip Çıkılmalı
Edirne kültür mirasının önemli parçalarından biri olan talika sanatı bugün tek bir ustanın omuzlarında yaşam mücadelesi veriyor.
Özcan Abacı’nın üretime devam edebilmesi için yaklaşık 100 metrekarelik, kurutma alanı bulunan bir atölyeye ihtiyaç duyuluyor.
UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi unvanına sahip Türkiye’nin son talika ustasının desteklenmesi, yalnızca bir sanatçının değil, Edirne’nin kültürel hafızasının korunması anlamına geliyor.
Fotoğraf: Turhan Ülgüdür