Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinde indirime gitti. Alınan kararla birlikte politika faizi 100 baz puan düşürülerek yüzde 37 seviyesine çekildi. Böylece Merkez Bankası, faiz indirim sürecini 2026 yılında da sürdürmüş oldu.


Karar metninde enflasyonun ana eğiliminde kademeli bir yavaşlamaya işaret edilirken, özellikle gıda fiyatları ve hizmet kalemlerindeki oynaklığa dikkat çekildi. Kurul, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak risklerin tamamen ortadan kalkmadığını vurguladı.

Faiz indirimi, piyasalarda sınırlı bir etki yarattı. Bazı ekonomistler daha güçlü bir indirim beklentisi içinde olduklarını belirtirken, Merkez Bankası’nın temkinli adımı tercih etmesi “kontrollü gevşeme” olarak yorumlandı. Özellikle döviz kuru ve tahvil piyasalarında, karar sonrası kısa süreli dalgalanmalar gözlendi.


Merkez Bankası’nın açıklamalarında, para politikasında atılacak adımların veri odaklı olacağı ve enflasyon görünümüne göre şekilleneceği mesajı öne çıktı. Kurul, fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda sıkı duruşun tamamen terk edilmediğini, ancak ekonomik dengelenme sürecinin de gözetildiğini belirtti.

Uzmanlara göre bu faiz indirimi, kredi piyasası ve iç talep üzerinde sınırlı bir rahatlama yaratabilir. Ancak konut, arsa ve proje finansmanı gibi alanlarda belirleyici olacak asıl unsurun, bankaların kredi politikaları ve piyasa güveni olacağı ifade ediliyor.

Önümüzdeki dönemde Merkez Bankası’nın atacağı adımlar, enflasyon verileri kadar küresel finans koşulları ve iç talep görünümüyle de yakından bağlantılı olacak. Piyasalar ise bir sonraki toplantıda verilecek mesajlara odaklanmış durumda. Ancak yapılan bu faiz indiriminin, son dönemde alıcı–satıcı arasındaki makasın açıldığı ve kararların ertelendiği piyasada yaşanan kilitlenmeyi gerçekten çözüp çözemeyeceği konusunda, sektör çevrelerinde hâlâ ciddi bir tereddüt hâkim.